Kurumlar da canlılar gibi değişen koşullara uyum sağladıkça varlığını sürdürür. Oysa bir zamanlar işe yarayan bir yöntem, amacını yitirdikten sonra da "Yıllardır böyle yapılıyor." denilerek yaşatılabilir. Bütün kayıtlarını dijital ortama taşımış bir belediyede her dilekçenin hâlâ üç nüsha kâğıda basılıp dolaplara kaldırılması bunun tipik bir örneğidir. İşte bu "naftalin kokusu" zamanla yeniliğe kapanan görünmez bir duvar örer ve kurumu yerinde saymaya mahkûm eder.
Parçada tırnak içinde verilen "naftalin kokusu" sözüyle anlatılan nedir?
Parça, amacını yitirmiş bir uygulamanın yalnızca "yıllardır böyle yapılıyor" diye yaşatılmasını anlatır; dijitale geçmiş belediyede dilekçelerin hâlâ kâğıda basılması bunun örneğidir. "Naftalin kokusu" da eskiyi işe yarasın yaramasın dolapta saklama alışkanlığını, yani işlevsiz uygulamadan kopamamayı karşılar. En güçlü çeldirici A'dır: örnekte kâğıt kullanımı geçer, ama sözün işaret ettiği şey israf değil, alışkanlığa saplanıp kalmaktır; A örneğin yüzeyine takılır. Kural: mecazlı sözü örneğin ayrıntısıyla değil, örneğin gösterdiği tutumla eşleştir.